Londra’nın en keyifli köşelerinden birisi de Covent Garden. Öncelikle sevgili gezginlere mini bir tavsiye, metro ile Covent Garden‘a gitmeyi planlıyorsanız metrodan onların deyimiyle tube’dan Covent Garden durağında inmek yerine 200 metre kadar uzaklıktaki Leicester meydanı durağında inmenizi öneriyoruz. Böylelikle yüzlerce basamaklık merdiven çıkmak veya uzunca bir asansör sırası beklemek yerine yürümesi pek bir zevkli olan yoldan kısa bir yürüyüşle hedefe ulaşabilirsiniz. Bu arada Piccadily Line, Central Line ve Northern Line gibi metro hatlarıyla buraya ulaşım sağlanabildiği gibi kentin birçok bölgesinden otobüsler ile de ulaşım mümkün.

Covent Garden Gezi-yorum1970’lere kadar toptancı pazarı olarak kullanılan Covent Garden sokaklarında müzis­yenlerin ve sokak sanatçılarının bulunduğu açıkhava kafelerinde insanların çok keyifli vakit geçirebilecekleri bir mekan. İçindeki ve dışındaki birbirinden şık mağaza­larda buraya zenginlik katıyor.

Ortaçağda burası aslında bir manastırın bahçesiymiş. Adı “the garden of the Abbey and Convent” iken zamanla “Convent Garden” yani türkçesi “Manastır Bahçesi” olmuş ve en nihayetinde bugünkü adı olan Covent Garden ismiyle anılır olmuş. Sebze meyve pazarı olarak kullanılıyormuş. Meydanın adı da buradan geliyor. 1960’da trafik sorunundan dolayı şehrin güney-batısına taşınmış fakat 20 sene sonra 1980’de yeni kafeler publar, küçük dükkanlar ve sanat çarşısı olan apple market ile tekrar açılmış. Meydanda bulunan pazar yüzyıllar öncesine ait olsa da üstündeki cam çatı 1830’da yapılmış ve hala kullanılmakta.

Londra’nın en çok ilgi gören sokak gösterileri için ilk duraklardan biri de Covent Garden. Sokak gösterisi kültürünün burada aslında çok uzun zamandır olduğu bilinmekte. Günlükleriyle ünlü Londralı denizci Samuel Pepys’in notları sayesinde 1662’de bu meydanda gerçekleştirilen sokak gösterileri olduğu biliniyor. Ayrıca burada gösteriler düzenleyen sokak sanatçıları bunları lisanslı olarak yapıyor ve belirli bir zaman çizelgesine uyuyorlar.

Covent Garden’ın karşı köşesindeki Londra Ulaşım Müzesini, Aziz Paul Kilisesini ve Royal Opera House’u meydanın etrafını gezerken görebilirsiniz.

Londra Ulaşım MüzesiLondra ulaşım Müzesi Londra’nın 210 yıllık ulaşım ağını inceliyor ve geçmişten günümüze kadar olan gelişim sürecini gözler önüne seriyor.  Toplu taşımacılık müzesi ilk başta dikkatinizi çekmiyor olabilir ama Londra’nın sosyal tarihini anlamak için dikkate değer. 1863 yılında kullanıma giren Londra Metrosunun dünyanın en eski metro ağı olduğunu hatırlatmakta fayda var. Londra’da önceleri ulaşım yolları şehrin büyüme yönüne göre gelişmiş ama sonra şehir ulaşım yollarının yönüne doğru büyümeye başlamış. Müzenin bulunduğu bina 1872’de inşa edilmiş Victoria tarzında yapılmış bir çiçek pazarıymış. 1980’den beri müze olarak kullanılıyor. Müzede toplu taşımacılığın dününden bugününe kadar bir çok araç bulunmakta. Eğer çocuğunuzla geldiyseniz harika bir interaktif müzedesiniz. Çocuğunuz burada tren, tramvay yada otobüs kullanabilir.

Royal Opera HouseRoyal Opera House ise kraliyet opera ve balesinin merkez binası. Londra’da 1808 ve 1857 yıllarında meydana gelen büyük yangınlarda bina epeyce hasar görmüş. Bunun üzerine yeniden inşa edilmiş. 1858’de yapılan tasarımda binanın cephesinin, giriş salonunun ve temsil salonunun şekli aynen korunmuş. 1990’lı yıllarda yaklaşık 200 milyon pound harcanarak bina geniş kapsamda yeniden yapılandırılmış.

Covent Garden Aziz Paul KilisesiCovent garden meydanı etrafında turlarken Aziz Paul kilisesini göreceksiniz. 1633 yılında yapılmış Aziz Paul Kilisesi halk ara­sında Sanatçılar Kilisesi olarak bilinen ve meydanın mimarı tarafından yapılmış küçük ama göz alıcı bir kilise.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here